burun

-rnu is.
1. 鼻, 鼻子: \burun boşlukları 解́ 鼻腔 \burun deliği 解́ 鼻孔 \burun kanadı 解́ 鼻翼
2. 鼻状物(如喷嘴、喷管、船头、机首等): ayakkabının \burunu 鞋尖 vapurun \burunu 船头
3. (陆地向海洋的)突出部分; 海岬: Ümit Burnu 好望角 Horn Burnu 合恩角
4. 转́ 骄傲, 傲气
◇ \burun boku 粗́ 小人物, 狗屁不是的东西 \burun burmak 不屑一顾, 嗤之以鼻, 鄙视, 瞧不起: Öyle adamdan ben hoşlanmam, ötekine burun burar berikine burun burar. 我不喜欢这样的人, 他谁也看不上眼。Komşuluk böyle midir, o bana burun burarsa ben de onunla konuşmam vesselâm. 难道做邻居是这样的吗?他瞧不起我, 我还不理他呢!\burun \buruna 面对面地; 密切地: Burun burna oturuyorlar. 他们面对面地坐着。İki kardeş burun buruna oturmuşlar, birşeyler konuşuyorlar, rahatsız etmek istemedim. 两兄弟面对面地坐下来说着什么, 我不想打扰他们。Biricik dileği sevdiği kızlarla burun buruna yaşamak. 她惟一的愿望是同她心爱的女儿们生活在一起。-le \burun \buruna gelmek (意外地)碰见, 照面, 擦肩而过, 不期而遇: Ali efendi, merdivenleri yorgun yorgun çıkarken sofada karısıyla burun burna geldi. 阿里先生疲惫不堪地上楼, 在门厅与他的妻子不期而遇。Köşeyi dönen Ali, Ahmet Beyle burun buruna gelmişti. 阿里在路口一拐弯, 碰到了艾哈迈德先生。Murat ameliyat sırasında ölümle burun buruna geldi ve henüz ormandan çıkmış değil. 穆拉特在手术时与死神擦肩而过, 现在尚未脱离危险。\burun bükmek 不屑一顾, 嗤之以鼻, 鄙视, 瞧不起: ”Şöyle demiştim, böyle yapmıştım” diyene burun büker. 他鄙视说一套做一套的人。\burun büyüklüğü 1) 大鼻子 2) 转́ 骄傲自大 \burun değil kemer patlıcanı 丑陋的大鼻子 \burun göğüs körük gibi inip kalkmak 气喘吁吁 \burun kıvırmak 不屑一顾, 不喜欢, 嗤之以鼻, 鄙视: Patlıcanı görünce burun kıvırdı. 她一看见茄子就把嘴撅了起来。\burun sarkmak 生气, 发怒 \burun silmek 擦鼻涕 \burun sokmak 管闲事, 瞎搅和, 乱打听: Sen bu işe burun sokma, konuyu ikimiz hallederiz. 这事你别搀和, 问题我们俩会自己解决。\burun sürtmek 屈尊转而求其次 \burun şişirmek 骄傲, 自大 \burun taslamak 骄傲, 自大 \burun üzerine düşmek 船载货时船首吃水过深 \burun yapmak 虚张声势 \burundan \burun seyir 沿海岸线航行 \burundan pike yapmak 恶劣天气时船首对着风浪 -in \burunu bile kanamamak 毫发无损: Burunları bile kanamadan ganimete kavuştular. 他们毫发无损, 大获全胜。\burunu boka batmak 粗́ 倒大霉 \burunu boktan kalkmamak (或 kurtulmamak) 粗́ 陷入困境不能自拔: Kılavuzu karga olanın burnu boktan kurtulmaz. 兵熊熊一个, 将熊熊一窝。\burunu büyük 骄傲的, 自大的 -in \burunu büyümek 骄傲, 自大: Son zamanlarda burnu büyüdü, kimseye selâm bile vermiyor. 近来他傲起来了, 见谁都不理睬。-in \burunu düşmek 难以忍受(臭味等): Sokağa dökülen çöplerin kokusundan burnumuz düştü. 倾到在街上的垃圾的臭味令我们无法忍受。-in \burunu havada (olmak) 鼻子翘到天上, 骄傲, 趾高气扬: Burnu havalardaydı, arkadaşlarına yukarıdan bakıyordu. 他趾高气扬, 看不起同学们。-in \burunu kabarmak 骄傲, 自大 -in \burunu Kaf dağında (olmak) 不可一世, 非常骄傲: Güvendiği nedir anlamadım ki burnu kaf dağında, adama yan bile bakmıyor. 我不明白他凭什么不可一世, 对人不屑一顾。-in \burunu kanamamak 毫发无损; 全身而退: Ağanın alnı terlemezse, ırgadın burnu kanamaz. 当头儿的要以身作则。-in \burunu kırılmak 1) 嗅到, 闻到 2) 不再骄傲自大 -in \burunu kokuyu iyi almak 有先见之明; 不自以为是 -in \burunu sarkmak 1) 生气, 发怒, 面有愠色, 恼火 2) 失态 -in \burunu sıkılmak 遇到麻烦, 遇到棘手的事 -in \burunu sürtülmek 屈尊转而求其次; 不再骄傲自大: Bu acı olaydan sonra burnu sürtüldü. 自那次痛苦的事件之后, 他再也不自以为是了。-in \burunu yere düşse almamak 骄傲, 自大, 傲慢: Onun ne dik kafalı olduğunu asıl bilirim; burnu yere düşse kibrinden eğilip almaz. 我真的很了解他是多么的傲慢, 不会低头服输。-in \burunun ucunda 在眼皮子底下, 近在眼前; 附近, 不远 -in \burununa biber sürülmüş gibi olmak 1) 感到十分疼痛 2) 经受磨难, 经受艰巨的考验 3) 受到损失或伤害 -in \burununa boklu kamış yetişmemek 粗́ 不可容忍, 忍无可忍 -in \burununa çıkmak 1) 疲惫不堪 2) 忍无可忍 -in \burununa dikilmek 1) 不离开某人, 把某人置于控制之下 2) 现场督促 -in \burununa gelmek 1) 疲惫不堪 2) 忍无可忍 -in \burununa girmek 靠近, 紧贴, 偎依, 贴近 -in \burununa götürmek 闻, 嗅 -in \burununa hırızmayı takmak 牵…的鼻子, 控制: Ayının burnuna hırızma takmışlar, oynatıyorlar. 他们给熊套上鼻圈, 正在耍熊。-in \burununda kokmak 被非常思念, 被想念 -in \burununda tütmek 被非常思念, 被想念: Annem, babam, hatta kardeşlerim burnumda tütmeğe başladı. 我开始想念我的爸爸妈妈和兄弟姐妹们。Ah oğlum, mis gibi burnumda tütüyorsun. 我的儿啊!我现在非常想你!\burunundan ateş püskürmek 气得七窍生烟 \burunundan ayrılmamak 不离左右, 寸步不离: Gece gündüz kızın burnundan ayrılmıyor. 他一天到晚围着姑娘转。\burunundan düşen bin parça olmak 面孔严肃, 板着脸, 生气 \burunundan düşmek 相像, 非常像 -in \burunundan (fitil fitil) gelmek 后悔: Sabahki o eğlentiler şimdi fitil fitil burnumdan gelmeye başladığı için bu gün buralara geldiğime bin kere pişman oluyordum. 上午的这种聚会现在让我感到后悔, 对于今天我到这种地方来, 我是追悔莫及。\burunundan (fitil fitil) getirmek 使后悔莫及 \burunundan kan damlamak 受苦, 受难, 受折磨 \burunundan kıl aldırmamak 1) 不让人说话, 听不进批评: Hiçbir uyarıda bulunamıyoruz, burnundan kıl aldırmıyor. 我们根本没法提醒他, 他什么也听不进去。 2) 骄傲的, 妄自尊大的, 自高自大的, 目空一切的 3) 极端吝啬, 一毛不拔, 爱财如命 \burunundan ötesini görmemek 非常自信, 自视甚高 \burunundan solumak 气哼哼, 怒气冲冲, 勃然大怒: İnliyor, burnundan soluyarak konuşuyordu. 他吼叫着, 怒气冲冲地说着。\burunundan söylemek 嘟嘟囔囔 -i \burunundan yakalamak 抓住某人的弱点, 牵牛鼻子, 抓把柄 \burunundan yanına varılmamak 盛气凌人: burnundan yanına varılmıyor. 他盛气凌人。\burununu çekmek 1) 吸鼻涕 2) 转́ 失望, 未达到目标 3) 俚́ 变穷, 成为穷光蛋 -in \burununu kanatmamak 使不受任何伤害 -in \burununu kırmak 挫锐气, 使不再骄傲: Onun burnunu kırmak için kör kadı olmak gerekir. 要想挫掉他的傲气, 应该直言不讳。Onun burnunu kırdım, artık yüksekten atamaz. 我挫了他的锐气, 他再也不敢吹牛了。\burununu kıvırmak 嗤之以鼻, 轻视, 看不起 \burununu sıksan canı çıkmak 1) 弱不禁风: Burnunu sıksan canı çıkacak. 他弱不禁风。 2) 非常忧郁 (-e, -in) \burununu sokmak 管闲事; 瞎搅和; 乱打听: Ali, kendine ait işlere başkalarının burnunu sokmasına müsaade edecek. 阿里不允许其他人搀和他的事。Her işe burnunu sokuyor. 他什么事都搅和。Her işe burnunu sokmasan olmaz mı? 难道你就不能不管闲事吗?-in \burununu sürtmek 放下架子, 变得谦虚; 委曲求全 \burununun dibi 眼皮子底下, 眼前, 旁边: Eskiden babam beni burnunun dibinden ayırmazdı. 以前, 我爸爸对我是寸步不离。\burununun dibine sokulmak 亲近; 接近: Ta burnumuzun dibine sokulmuş da farkına varmamışız. 我们竟然没发现他也到我们跟前来了。\burununun dikine gelmek 靠近, 紧贴, 偎依, 贴近 \burununun dikine gitmek 自行其事, 不听劝告, 我行我素, 一意孤行, 执拗, 顶牛, 逆着干, 对着干: Büyüklerini dinle, burnunun dikine gitme. 你要听大人的话, 别犟。Hep burnunun dikine gide gide sonunda hapsi boyladı. 他一意孤行, 结果身陷囹圄。\burununun direği kırılmak 转́ 被臭味熏得直恶心 \burununun direği sızlamak 转́ (精神或肉体)十分痛苦, 肝胆俱裂: Benim toprağımın bile kalmadığı zamanlarda onları aklıma getirdiğim vakit burnumun direği sızlardı. 我的土地已荡然无存, 一想到它们, 我就肝胆俱裂。\burununun direğini kırmak 臭气刺鼻, 臭味熏天: Odaya girince burnumuzun direğini kıracak bir leş kokusu ile karşılaşmıştık. 我们一进房间, 一股股的恶臭差点儿没把我们熏个跟头。Tezek kokusu burnumun direğini kırmış, ciğerime işlemişti. 干牛粪臭气刺鼻, 熏死我了。\burununun doğrultusuna gitmek 自行其事, 不听劝告, 我行我素, 一意孤行, 执拗, 顶牛, 逆着干, 对着干: Şimdiki gençler burunlarının doğrultusuna gidiyorlar kör kör. 现在的年轻人盲目地我行我素。\burununun doğrusuna gitmek 自行其事, 不听劝告, 我行我素, 一意孤行, 执拗, 顶牛, 逆着干, 对着干: Çok evvel bunların hepsini sana söylediğim hâlde inanmadın, burnunun doğrusuna gittin, şimdi uğradığın zarara katlan. 这些我早就一五一十地对你说过, 可是你不信, 一意孤行, 现在吃了亏, 你就自认倒霉吧!\burununun ucundan ötesini (或 ilerisini) görmemek 目光短浅, 思想狭隘 \burununun ucunu görmemek 1) 酩酊大醉, 醉得一塌糊涂 2) 目光短浅, 思想狭隘 \burununun yeli harman savurmak 1) 骄傲, 自大 2) 愤怒, 发火 \burununun yeli saman savurmak 1) 骄傲, 自大 2) 愤怒, 发火

Türkçe-Çince Sözlük. 2014.

Look at other dictionaries:

  • Burun — is an ethnic group of Sudan. They live in and around the Upper Nile Valley in Blue Nile (state). They speak Burun, a Nilotic language. This ethnic group numbers about 30,000 persons …   Wikipedia

  • burun — burun, öne doğru çıkınti yapan yer; önce I, 375, 398, 412, 515. 518, 524, I I, 85, 313; II I, 107, 273 § kıwal burun …   Divan-i Luqat-i it-Türk Dizini

  • Burun — (türk., »Nase«), Vorgebirge …   Meyers Großes Konversations-Lexikon

  • burun — is., rnu, anat. 1) Alınla üst dudak arasında bulunan, çıkıntılı, iki delikli koklama ve solunum organı 2) Bazı şeylerin ön ve sivri bölümü Kadıköy vapurunun güvertesinde, paltoma bürünmüş, gidip ta burna oturmuştum. H. Taner 3) mec. Kibir,… …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • burun — is. 1. İnsan və heyvanın üzündə iybilmə və tənəffüs orqanı. Dik burun. Düz burun. Yastı burun. Burun pərdəsi (burun deşiklərinin arasındakı pərdə). 2. Müxtəlif şeylərin, alətlərin və s. nin uc tərəfi, irəli çıxan hissəsi. Çəkmənin burnu. Dəhrənin …   Azərbaycan dilinin izahlı lüğəti

  • Burun — Das Wort Burun bezeichnet eine Sprache in Afrika, siehe Burun (Sprache), eine afrikanische Volksgruppe, siehe Burun (Volk). Diese Seite ist eine Begriffsklärung zur Unterscheidung mehrerer mit demselben Wort bezeichneter Begriffe …   Deutsch Wikipedia

  • Burun — ISO 639 3 Code : bdi ISO 639 2/B Code : ISO 639 2/T Code : ISO 639 1 Code : Scope : Individual Language Type : Living …   Names of Languages ISO 639-3

  • burun — evvel, akdem, ibtida …   Çağatay Osmanlı Sözlük

  • Burun (Sprache) — Burun (auch: Barun oder Borun) Gesprochen in Sudan Sprecher ca. 18.000 (Stand von 1977) Linguistische Klassifikation Nilo saharanische Sprachen Nilotische Sprachen Westnilotische Sprachen L …   Deutsch Wikipedia

  • Burun (Volk) — Die Burun, auch Barun oder Borun genannt, sind ein Volk im Süden des Sudan. Sie leben im Bundesstaat an Nil al azraq vorwiegend am und in der Nähe des Blauen Nils. Ihre Sprache, die ebenfalls Burun genannt wird, gehört zu den Nilotischen Sprachen …   Deutsch Wikipedia

  • burun buruna — zf. Birbirine çok yakın ve yüz yüze bir biçimde Çıtı pıtı bir sarışınla burun buruna konuşup gülüşmede. H. Taner Atasözü, Deyim ve Birleşik Fiiller burun buruna gelmek …   Çağatay Osmanlı Sözlük

Share the article and excerpts

Direct link
Do a right-click on the link above
and select “Copy Link”

We are using cookies for the best presentation of our site. Continuing to use this site, you agree with this.